2008 Araştırmaları

BEYCESULTAN HÖYÜĞÜ 2008 YILI ARAŞTIRMALARI

2008 yılı Beycesultan Höyük araştırmaları 17 Temmuz-31Ağustos 2008 tarihleri arasında yürütülmüştür. Söz konusu çalışmalarda Ege Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve Pamukkale Üniversitesi’nden öğretim üyeleri ve öğrenciler görev almıştır. Araştırmalarımızın yürütülmesinde Karadeniz Ereğlisi Müzesinde görevli Arkeolog Onur Arslan Bakanlık temsilcisi olarak bulunmuştur.

Beycesultan Höyüğü 2008 yılı kazı çalışmaları N27, T33, S33 ve K39 plankareleri olmak üzere dört alanda yürütülmüştür.

 

 

Kazı çalışmalarında Selçuklu, Bizans ve Geç Tunç Çağ’a ait yapı tabakaları ve buluntular tespit edilip çalışmaları yapılmıştır. 

N27 KAZI ALANI:

            Beycesultan Höyüğü’nün batı konisinin güneyinde yer alan ve 20x20m boyutlarındaki N27 plankaresinde kazı çalışmalarının başlatılmasının birden çok amacı bulunmaktadır. İlk olarak, höyük üzerinde söz konusu plankarenin bulunduğu alanın daha önce araştırılmamış olması ve yerleşimin tabakalanmasına dair bilgi verebilecek potansiyeli barındırması bu alanda kazı çalışması başlatmamızın başlıca nedenleridir. Bunun dışında eski Beycesultan kazılarında höyüğün doğu konisi üzerinde tespit edilmiş olan ve M.Ö. 2. binyıla tarihlenen saray yapısı (Yanık Saray) Beycesultan Höyüğü’nün Batı Anadolu’da söz konusu tarihlerde önemli bir şehir olduğunu ortaya koymuştur. Fakat sadece bir kısmı kazılıp araştırılan saray yapısı dışında M.Ö. 2. binyıla ait olası diğer resmi ve sivil yapılar tespit edilememiş ve araştırılamamıştır. Özellikle höyüğün doğu konisi üzerinde yer alan bu saray yapısının yanında, höyüğün batı konisi üzerinde yer alan söz konusu döneme ait önemli yapıların (resmi ya da sivil) olması muhtemeldir. Bu sebepten dolayı ileriki yıllarda Beycesultan Höyüğü’nde yoğun olarak araştırmayı planladığımız M.Ö. 2. binyıla ait kültür tabakalarına erişmek isteği, bu alanda kazı çalışmaları başlatmamızın bir başka sebebini oluşturmuştur. Diğer bir sebep ise, höyüğün batı konisinin güney yamacı üzerinde yer aldığını tahmin ettiğimiz yer yer izi gözlenebilen olası iç kale sur duvarının araştırılması olmuştur.

            N27 plankaresinde yürütülen kazı çalışmaları sonucunda üç döneme ait (Selçuklu, Bizans ve Geç Tunç Çağ) yapı tabakaları ve bu tabakalara ait alt evreler tespit edilmiştir.

1. Tabaka: Selçuklu-Beylikler Dönemi

Yüzey toprağının hemen altında tespit edilen bu tabaka modern tarım aktiviteleri ve çevre köylerdeki köylülerin inşaat faaliyetleri için höyükten taş almaları sebebi ile yoğun bir tahribata uğramıştır. Bu sebeplerden dolayı bu tabaka mimarisini oluşturan taş duvarlara ait sadece dağınık ve birbirinden kopuk vaziyette taş yığınları tespit edilebilmiştir. Gri-kahve renkli ve sık dokulu toprakla karakterize olan üç evreli tabakanın (1a-c)  bu alanda iki evresi (1a-b) tanımlanmıştır. 1a evresi, çapları 75 ile 90 cm arasında değişen 6 adet çöp çukuru ile tanımlanmaktadır.

1a evresinin hemen altından tespit edilen 1b evresi, beyaz renkli sık dokulu sert bir zemin ve bir yapıya ait kötü korunmuş taş duvar kalıntıları ile temsil edilmektedir. Söz konusu sert zemin N27 açmasının tamamına yakın bir kısmına yayılmaktadır. Bu taban ile ilişkili kazı alanının güneydoğusunda, kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzandığı anlaşılan bir duvara ait son derece tahrip olmuş taşlar tespit edilmiştir.

            Yalnızca tek sırası korunmuş olan duvara ait taşların boyutları 20-35 cm arasında değişmektedir. Bu duvara bitişik olarak kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu, birbirine koşut uzanan iki ayrı duvara ait taş temeller bir mekânın (3 Numaralı Mekân) doğu ve batı duvarını oluşturmaktadır. Söz konusu duvarların 2 m güneybatısında 70x50 cm boyutlarında bir ocak yer almaktadır. Ocak 15-25 cm arasında değişen büyüklükte taşların dairesel şekilde sıralanması ve üzerinin 10-15 cm kalınlığında çamurla sıvanması ile inşa edilmiştir. Aynı şekilde bu ocağın yaklaşık 5 m kuzeydoğusunda 80 cm çapında ikinci bir ocak tespit edilmiştir. Bu ocağın batısında olası bir mimariye ait olabilecek taş kümeleri bulunmaktadır.

1. Tabakanın her iki evresinde de çok sayıda keramik ve kemik buluntunun yanı sıra küçük buluntu niteliğinde bazı eserler de tespit edilmiştir. Bu buluntular arasında en dikkat çekici olanları; Roma Dönemine ait ve bu tabakada devşirme olarak bulunan heykel başı ve pişmiş toprak sırlı at figürünüdür.

 

 

                

 

2. Tabaka: Bizans Dönemi

1b evresinin hemen altında tespit edilen Bizans Dönemi kalıntıları iki temel evreye ayrılmaktadır (2a ve 2b).  2a olarak adlandırılan geç evre iki kullanım evreli olup (2a1-2a2) son derece iyi korunmuş yapılara sahiptir. 2b olarak adlandırılan erken evreye ilişkin kalıntılar ise çöp çukurları ve silolardan oluşmaktadır.

2a Evresi

2a evresini oluşturan mimari unsurlar, özellikle N27 plankaresinin güney kısmında daha iyi korunmuş durumdadır.  Söz konusu evre, biri kuzey-güney yönlü diğeri ise doğu-batı yönlü iki sokak ve bu sokak etrafında yer alan iki büyük yapı kompleksi ile temsil edilmektedir. 2a Evresi, 144 metrekareye yayılan mimarisi ile en iyi tanımlanan evre olarak karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu yapı kompleksinde net biçimde tespit edilen iki kullanım evresi bulunmaktadır (2a1-a2). Bu kullanım evreleri arasında herhangi bir zamansal boşluğun olmadığı düşünülmektedir.

 

Bu yapı kompleksine ait mekânlarda çok sayıda keramik ve kemik buluntunun yanı sıra demirden, tunçtan yapılmış objeler ile bir elektron sikke tespit edilmiştir.

 

           



Aynı zamanda mekânlarda in situ durumda tespit edilmiş ve içerisinden tahıl örneklerinin ele geçtiği çok sayıda küp ve pithos ortaya çıkarılmıştır.

         

  

 

      

 

          Tunç Çan                                                         Demir Çan




 

2b Evresi

Arkeolojik kazı çalışmaları sırasında 2. tabaka içinde tespit edilen en erken evre 2b evresidir. 4 metrekarelik bir alanda ortaya çıkarılan evre kahverengi ve yumuşak dokulu bir toprakla tanımlanmaktadır. 1 numaralı mekânın tabanının kaldırılmasının ardından biri tam diğeri kırık durumda olan iki küp ve taban, söz konusu evrenin arkeolojik verileri arasındadır. 2b evresi inşa edilirken altta yer alan ve bir başka tabakaya ait olan mimari öğeleri tahrip etmiştir.

 

5. Tabaka: Geç Tunç Çağ Erken Evre

5. tabakaya ait veriler Bizans Döneminin en erken evresine (2b) tarihlenen küplerin kaldırılma işlemi sonucunda elde edilmiştir. Küplerin kaldırılma işlemi sırasında sözü edilen tabakaya ait güneydoğu-kuzeybatı yönünde uzanan, sıvalı, kerpiçten bir duvarın bir kısmı tespit edilmiştir. Söz konusu alanın kazısı 2009 yılı çalışmalarına bırakılmıştır.

 

Son derece sınırlı bir alanda kazılan bu tabakadan elde edilen keramik buluntuların tamamı Geç Tunç Çağ’a aittir.

T33D VE S33C KAZI ALANLARI:

            T33D ve S33C plankarelerinde 2x20 m boyutlarındaki bir alanda gerçekleştirdiğimiz kazı çalışmalarında Selçuklu-Beylikler Dönemine ait toplam 16 adet basit toprak gömüye rastlanılmıştır. 1 çocuk 15 yetişkine ait söz konusu bu mezarların birbirine yakın konumlandırıldığı ve hepsinde gömülerin güneybatı-kuzeydoğu doğrultulu şekilde yatırıldığı görülmektedir.

            Mezarlar üzerinde yaptığımız incelemeler iki farklı mezar tipinin olduğunu göstermektedir. Bu mezar tiplerinden biri, 70-100 cm derinliğinde mezar çukuru açılıp iskeletin dorsal biçimde mezar çukuruna yatırılması şeklindedir.

 

 

                                    Birinci Mezar Tipinden Bir Görünüm

 

            İkinci tip mezarlarda ise öncelikle 2x2 m boyutlarında kuzey ve güney kısmı oval şekilli bir çukur açılmıştır. Söz konusu çukurun güney kesitinin içine ölünün dorsal şekilde yatırılacağı alan kazılmıştır. Daha sonra gömünün bulunduğu çukurun üstü çapraz şekilde kerpiç blokların dayandırılması ile kapatılmıştır.

 



 

                                     İkinci mezar tipinden görünüm

 

            Söz konusu çukurun güney kısmı yüksekte bırakılarak ölünün yatırılacağı alan için bir platform hazırlanmıştır. Sözü edilen yüksek alanın kuzey kısmına büyük ve küçük boy olmak üzere iki tip kerpiç blok dayandırılmıştır. Büyük olan blokların ebatları, 24 x 35 x 10 cm iken küçük boy olanların ebatları ise 19 x 35 x 10 cm’dir. Sözü edilen alan oluşturulduktan sonra iskelet sırtüstü-dorsal pozisyonda bu alana yatırılmıştır. Mezarların sadece ikisinde ölü hediyesi olabilecek bir boncuk ve bir tunç yüzük tespit edilmiştir.

Kazı çalışması sırasında elde edilen veriler sonucunda, mezarlık alanının yerleşimdeki Orta Tunç Çağ tabakasının üst evrelerini tahrip ettiği anlaşılmaktadır. Çalışmalarda tespit edilen Orta Tunç Çağ keramikleri ve bazı mimari unsurlar açık bir şekilde bu durumu ortaya koymaktadır.

K39C KAZI ALANI:

K39C açmasında başlatılan çalışmaların öncelikli amacı daha önce J. Mellaart ve S. Lloyd tarafından W açması olarak adlandırdıkları alanda tespit edilen Geç Tunç Çağ sur duvarının devamını ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda eski kazı alanına bitişik olarak K39C plankaresine denk gelen yeni bir açma alanı oluşturulmuştur. 2x10m genişlikte bir alanda yürütülen kazı çalışmaları sonucunda iki döneme ait (Selçuklu ve Bizans) yapı tabakaları ve bunlara ait alt evreler tespit edilmiştir.     

1. Tabaka: Selçuklu-Beylikler Dönemi

K39 plankaresinde dar alanda yürütülen kazılarda 1c evresine ait olduğunu düşündüğümüz tabanı taş döşeli ve içerisinde üç ocağın yer aldığı bir avlu tespit edilmiştir.

Söz konusu tabakada çok sayıda keramik, kemik ve küçük buluntuya rastlanılmıştır. Açmanın güney kesiminde taban üzerinde in situ durumda tespit edilen bir adet sikke tabakanın tarihlendirilmesi konusunda oldukça önemli bir buluntudur.

Yapılan incelemeler sonucunda sikkenin Anadolu Selçuklu Dönemi'ne ait olduğu anlaşılmıştır. II. İzzeddin Keykavus’a ait ve 1246-1249 yılları arasına tarihlenen sikkenin ön yüzünde “Es-Sultan’ül azam (İzzeddünya veddin)” arka yüzünde ise “El-İmam El-Musta’asım (billah) emir’ül miminin” yazmaktadır.[1]

2.Tabaka: Bizans Dönemi

1. tabakanın kaldırılmasının ardından iki evresi tespit edilen (2a1 ve 2a2 evresi) 2. tabakaya ulaşılmıştır. 50 cm kalınlığında bir depozite sahip olan 2a evresi, 150 cm çapında dairesel bir taş mimari ve sıkıştırılmış toprak taban ile tanımlanmaktadır. Söz konusu mimariye ait diğer unsurlar büyük oranda tahrip olmuştur. 40 cm kalınlığında bir depozit içinde tespit edilen 2a2 evresi, açmanın güney kesiminde ortaya çıkarılan bir mekânla temsil edilmektedir. İki duvarı tespit edilen mekânın kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu duvarının uzunluğu 1.80 m, kalınlığı 60 cm iken, güneybatı-kuzeydoğu doğrultulu ikinci duvarının boyu ise 1 m olup, kalınlığı 20 cm’dir.



[1] Sikke üzerindeki yazılar, Sanat Tarihçi, Nümizmat Gültekin Teoman tarafından okunmuştur. Kendilerine katkılarından ötürü teşekkürlerimizi sunarız.