2012 Araştırmaları

BEYCESULTAN HÖYÜĞÜ 2012 YILI ARAŞTIRMALARI

2012 yılı Beycesultan Höyük kazı ve araştırmaları 15Temmuz - 13 Eylül 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmalarımızın yürütülmesinde Afyon Müzesi'nde görevli Arkeolog ÖzkanAslanBakanlık Temsilcisi olarak bulunmuştur.

2012 yılı araştırmalarımız Kazı Çalışmaları ve Koruma-Restorasyon çalışmaları olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır:

2012 YILI KAZI ÇALIŞMALARI:

2012 yılı kazı çalışmaları, M27 B ve D, N28B, O26D ve O27B olarak adlandırılan beş ayrı açmada ve 550 metrekarelik bir alanda gerçekleştirilmiştir.

                                                  Plan 1

Söz konusu alanlarda gerçekleştirilen kazılar sonucunda Selçuklu-Osmanlı Beylikler Dönemi, Bizans Dönemi, Orta Tunç Çağ ve Erken Tunç Çağ 3 dönemlerine ait tabakalar tespit edilmiştir. Aşağıda her bir kazı alanında tespit edilen kültür tabakaları detaylı bir şekilde anlatılmıştır:

 

1- O26D AÇMASI:

O26D açmasında arkeolojik kazı çalışmalarına 2012 yılında başlanmış olup bu alanda kazıların gerçekleştirilmesinin temel amacı, N27 ve N26C açmalarında bir kısmı ortaya çıkarılan ve tapınak alanı olarak adlandırdığımız 3 nolu mekân ile bu mekânın avlusu olduğu düşünülen 25 nolu mekânın devamın ortaya çıkarılaraktapınak kompleksinin tüm mekanları ile tamamının açığa çıkarılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda O26D açmasının güney yarısında 5x10 metrelik bir alanda çalışılmıştır.

840.98m deniz seviyesinde başlanan kazı çalışmaları 837.64 m seviyesinde son bulmuştur.Söz konusu alanda Selçuklu -Osmanlı Beylikler Dönemi, Bizans Dönemi ve Geç Tunç Çağa tarihlenen tabakalar ve bu tabakalara ait alt evreler ortaya çıkarılmıştır:

                                                   Resim 1: Yüzey toprağının kaldırılması

 

1.TABAKA: SELÇUKLU- OSMANLI BEYKİKLER DÖNEMİ

O26 açmasında 2012 yılı çalışmalarında iki evreli (1a-b) Selçuklu Dönemine ait tabakanın1bevresi tespit edilmiştir. Yüzey toprağının kaldırılmasının hemen ardından 840.70m seviyesinde zayıf Selçuklu 1b mimarisi ve bu taşların oturduğu beyaz sıvalı tabanın yer aldığı tabakaya ortaya çıkarılmıştır. Dağınık taşlardan oluşan mimariye ait izler açmanın doğusunda, kuzey güney doğrultulu uzanmaktadır. Yaklaşık olarak 215 cm uzunluğunda bir hat oluşturmaktadır. Açmanın doğusu ve batısı arasında başlangıç aşamasından itibaren seviye farkı olduğu için, açmanın batısına doğru Selçuklu 1b tabanın eğimli bir şekilde yayıldığı gözlenmiştir. Açma genelinde tabanın geneline ulaşılsa da, tahribat nedeniyle tabanda çöküntüler de gözlenmiştir.Yaklaşık olarak doğu batı yönde 8m, kuzey güney doğrultuda 4.5mlik bir alana yayılan taban saptanmıştır. Alan içerisinde bu döneme ait ortaya çıkarılan keramiklere baktığımızda, Selçuklu Beylikler dönemine tarihlendirilen "Milet İşi"olarak bilinen beyaz zemin üzerine mavi desenli iyi derecede pişirilmiş, orta ve ince cidarlı mallar karşımıza çıkmaktadır. Selçuklu dönemine ait çalışmalar, 840.41m seviyesinde sonlandırılmıştır.

Resim 2: Selçuklu 1b tabakasına ait zayıf mimari ve beyaz taban

 

2.TABAKA: BİZANS DÖNEMİ

O26 açmasında 1. Tabaka'nın hemen altında ortaya çıkarılan ve Bizans Dönemine tarihlendirilen 2. Tabaka'nın her iki kullanım evresi de (2a 1-2, 2b) ortaya çıkarılmıştır:

2011 yılı kazı çalışmalarında O26Daçmasının hemen güneyinde yer alan N26C açmasında ve doğusundaki O27B açmasında son derece güçlü Bizans yapıları ortaya çıkarılmıştı.Nitekim O26D açmasının güneyinde,geçen yıl N26C açmasında bulunmuş ve 18 numaralı mekân olarak adlandırılmış olan yapı ile aynı doğrultuda bir duvar tespit edilmiştir. Doğu batı doğrultulu 210cm uzanan bu duvar 50cm kalınlığında olup, almaşık örgü tekniğinde yapılmış (1 nolu duvar) bu duvarın, açmanın doğusunda yer alan O27 açması Bizans mimarisi ile bağlantısı olabileceği düşünülen doğu batı doğrultulu 150cm uzunluğunda 50cm kalınlığında başka bir duvarın üzerine yapıldığı tespit edilmiştir (2 nolu duvar). Gerek yapım tekniği, gerekse yapılar arası bağlantı düşünüldüğünde bu iki duvarın farklı evrelerde yapılsa da aynı dönemde ortak kullanım gördüğü anlaşılmıştır. Açmanın batısında yürütülen çalışmalarda ise kuzey güney doğrultulu 145cm uzunluğunda başka bir duvar daha ortaya çıkarılmıştır.(3 nolu duvar) Bu duvar da yapım tekniği itibariyle 1 nolu duvar ile aynı özellikleri taşımaktadır. Açmanın doğusunda devam eden çalışmalarda ise kuzey güney doğrultulu, tahribat nedeniyle bir kısmına ulaşabildiğimiz, olasılıkla 210cm uzunluğunda 30cm kalınlığında başka bir duvar daha tespit edilmiştir. Bu duvarda 1 nolu duvar gibi 2 nolu duvarın üzerine inşa edilmiştir. Büyük bir ihtimalle de 1nolu duvar ile 2 nolu duvar üzerinde birleşmektedir.

            Resim 3: Bizans 2a2 evresi almaşık duvar tekniği

 

Yukarıda 3 farklı duvarını açığa çıkardığımız alan bir mekân olabilme ihtimali taşıdığı için duvarların iç kısmı farklı bir mekân numarası adı altında birleştirilerek 22 nolu mekân adı altında kayıtlara geçmiştir.

22 nolu mekânın içerisinde yürütülen çalışmalarda açmanın kuzeyinde batı duvarına yaslandırılmış durumda farklı bir ocak alanı ya da işlik alanı tespit edilmiştir. Oval bir taş sırası ile çevrelenmiş bölme yaklaşık olarak 2 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır.  Ocak alanı içerisinde kare formlu 45x45 cm boyutlarında ayrı bir platform alanı tespit edilmiştir. Bu platform çevresinde çok sayıda demir parçası ve hayvan kemiklerine rastlanılmıştır. 2a2 evresine ait duvarları kaldırılması sırasında yuvarlak planlı uzunlu 25 ağız genişliği 20 ağız cidarı 4 cm olan bir dibek taşına rastlanılmıştır. Bu durum, günlük kullanıma ait nesnelerin devşirme olarak duvarlarda kullanıldığını göstermektedir.

             Resim 4: Bizans 2a2 evresi ocak alanı            

 

Sonuç olarak baktığımızda 2011 yılında tespit edilen N26 açması 18 nolu mekân ile bu yıl çalıştığımız O26 açması arasında mekânsal bağlantı olmadığı,bu iki yapı arasında olasılıkla bir koridorun bulunduğu bir boşluk olduğu anlaşılmıştır.  Bu evreye ait çalışmalar 839.54cm seviyesinde sonlandırılmıştır.

Resim 5: Bizans 2a2 Evresi genel mimari

 

O26 açmasında 2a2 evresinde ortaya çıkarılan 22 nolu mekâna ait ocak alanının kaldırılmasının ardından, kuzeybatı kesimde 839.43m seviyesinde izlerini bulduğumuz taş temeller ve batıda uzanan taş temeller Bizans 2a1 evresine ait mimariyi oluşturmaktadır. Tespit edilen duvarlardan kuzeydoğuda olanıboyutları itibariyle kuzeyden itibaren 150cm boyunda olup güneydoğuya doğru uzanmakta, büyük bir köşe taşıyla kuzeydoğuya doğru ilerlemekte, 165cm sonunda kesit içerisinde kalmaktadır. Dar bir alanda ortaya çıkarılan bu mimariye ait hiç bir buluntu tespit edilememiştir. 2a1 evresine tarihlediğimiz diğer mimari öğe ise açmanın kuzeyinde ortaya çıkarılan kuzeybatıdan güneydoğuya doğru kısmen korunmuş duvar yapısıdır.210cm uzunluğundaki bu yapının açmanın kuzeydoğusunda ortaya çıkardığımız duvarlar ile bağlantısı yoktur. 2a1 evresine tarihlediğimiz ve açmanın batısında tespit ettiğimiz dağınık taş toplulukları diğer mimari yapılar ile bağlantılı olmadığı gibi herhangi bir düzen göstermez. Boyutları itibariyle (50cm-60 cm) arasında değişmekte kısmen çatı kiremidi ve küçük boyutlu taşlar ile karışık bir yapıdadır. Bu döneme tarihlenen mimarinin gerekli kayıtları yapıldıktan sonra daha alt evrelere tarihlendirilen tabakalara ulaşmak amacıyla ortaya çıkarılan duvarların kaldırılmasına geçilmiştir. Duvarlar üzerinde yapılan incelemede 2a2 evresindeki duvar yapısından farklı olarak küçük boyutlu taşların kullanıldığı ve aralarda küçük kiremitlere rastlanıldığı gözlenmiştir. Durum itibariyle kısmen almaşık düzeni andırmaktadır. Bu evredeki çalışmalarımız 839.30m seviyesinde sonlandırılmıştır.

Resim 6: Bizans 2a1 evresi mimarisine ait duvarlar

Bizans 2a1 evresine tarihlendirilen mimarinin kaldırılması sonrası açmanın merkezinde 839.45m seviyesinde kuzey güney doğrultulu taş temeller ortaya çıkarılmıştır. 180 cm uzunluğunda, 50 cm genişliğinde olan bu duvar güney kesitte son bulmaktadır. Bu duvarın 1m kadar batısında yarısı kesit içerisinde kalmış 54cm uzunluğunda ortaya çıkarılan kısmı itibariyle 25cm genişliğinde ezgi taşına rastlanılmıştır. Taban üzerinde in-situ olarak durmaktadır. Bu ezgi taşının kuzeyinde ve duvarın batısında taban içerisine gömülmüş durumda yarısı kırık büyük bir pithos ortaya çıkarılmıştır. Pithos’un genel görünümüne baktığımızda ağız kısmının tahribat nedeniyle bulunamadığı, tespit edilen boyutları itibariyle 130cm uzunluğunda 110cm genişliğinde olduğu ölçülmüştür. Pithosun dip kısmı 20cm çapında halka dip şeklinde olup Geç Tunç Çağı mimari yapısını tahrip etmiştir.

Resim 7: Bizans 2b mimarisi(25 nolu mekan)

 

Bu pithosun 135 cm batısında, kısmen korunmuş küçük kiremitlerden oluşan taban döşemesine rastlanılmıştır. Yayılım alanı itibariyle 54 cm uzunluğunda 50 cm genişliğinde dikdörtgen bir yapıdadır. Ezgi taşı, pithos, kiremit döşemesi ortaya çıkarılan duvar göz önünde tutularak buluntular mekân içi unsur olarak kabul edilip alan 25 nolu mekân olarak adlandırılmıştır.Mekânın doğu duvarı olarak düşündüğümüz duvarın daha doğusunda ortaya çıkarılan diğer bir 2b yapısı ise açmanın güneydoğusunda ortaya çıkarılan duvardır. Üç sıra taştan oluşan, arada dolgu malzemesi kullanılmayan, 110cm uzunluğunda 50cm genişliğindeki bu duvarın, batıdaki mekân ile bağlantısı tespit edilememiştir.

 

Resim 8: 1 nolupithos (2b dönemi)

 

 Açma genelinde 2b tabakasında devam eden çalışmalarda 3 adet çukur ortaya çıkarılmıştır. Bu çukurlar 2b mimarisine ait çöp çukurları olarak tanımlanmıştır. 2-3-4 nolu çukurlar olarak kayıt altına alınmıştır. Bu çukurlara baktığımızda:

2 nolu çukur açmanın kuzeybatı köşesinde yer almakta, doğu batı 100 cm, kuzey güney 125 cm genişliğine sahiptir. İçerisinde çok sayıda çatı kiremiti ve demir obje tespit edilmştir.838.83m seviyesinde ilk izlerini bulduğumuz bu çukur da tıpkı pithos gibi Geç Tunç Çağ yapılarını tahrip etmiştir. 838.14m seviyesi bu çukurun ulaştığı en son seviye olup, daha da derinlere doğru ilerlediği sanılmaktadır.

Resim 9: 2 nolu çukur

 

3 nolu çukur açmanın güneybatı köşesinde bulunmaktadır. 838.83m seviyesinde ilk izlerini bulduğumuz bu alan, doğu batı 80cm kuzey güney 95cm uzunluğundadır. İçerisinde çok sayıda çatı kiremiti ve az sayıda metal objeye rastlanılmıştır. 2 nolu çukur alanında olduğu gibi Geç Tunç Çağı mimari yapısını tahrip ettiği tespit edilmiştir. Bu alanda 837.44m seviyesinde taban seviyesine ulaşılmıştır.

Resim 10: 3 nolu çukur

 

4 nolu çukur açmanın doğusunda 838.83m seviyesinde tespit edilmiştir. Doğu Batı 70 cm genişliğinde kuzey güney 80 cm uzunluğunda olan bu alanda çok sayıda döküntü taş, demir objeler ve bronz nesnelere rastlanılmıştır. Bu çukur alanının diğer çukur alanlardan farklı olarak Geç Tunç Çağı mimarisine fazla etki bırakmadan 838.31m seviyesinde tabanına ulaşılmıştır.

Resim 11: 4 nolu çukur

 

 2b’ye ait tabakanın çalışmalarının tamamlanmasının ardından daha erken tabakalara ulaşmak amacıyla, Bizans’ın en erken evresine ait mimari öğelerde gerekli kayıtları tutulduktan sonra kaldırılmıştır. Bu evredeki çalışmalar çukur alanları hariç 838.83m seviyesinde sonlandırılmıştır. Sonuç olarak diyebiliriz ki, 2007 yılı çalışmalarından itibaren Beycesultan Höyükte sadece tahribat alanları ve pithoslar ile temsil edilen Bizans 2b tabakasına ait zayıfta olsa ilk defa bir mimari yapının izleri tespit edilmiştir.

5. TABAKA: GEÇ TUNÇ ÇAĞ ERKEN EVRE

Bizans dönemine ait mimari yapıların kaldırılmasının ardından açma genelinde Geç Tunç Çağın Erken Evresi olarak adlandırdığımız 5. Tabaka 838.66m seviyesinden itibaren ortaya çıkmaya başlamıştır.

5a2 evresi,daha önce N27, N26C,O27B açmalarında yayılımını ortaya çıkardığımız tapınak kompleksinin bu alandaki devamına ilişkin veriler tespit edilmiştir. Bu alandan daha önce tespit edilmiş olan tapınak kompleksine ait 3 ve 25 numaralı mekanlarının devamının yanı sıra, 3 yeni mekan daha (33, 21 ve 13 numaralı mekanlar) ortaya çıkarılmıştır.

25 nolumekân:2011 yılı çalışmaları sonucunda N26 açmasında 3 nolu mekan olarak bilinen tapınak alanının avlusu olan 25 nolu mekanın devamı O26 açmasında tespit edilmiştir. Ortaya çıkarılan kısım itibariyle sıvalı kerpiç duvarın doğuda 110 cm kuzeyde ise 130cmlik bir kısımda ana kerpiç duvara dayandırıldığı anlaşılmıştır. Mekânın batısını sonlandıran ise 90cmlik sıvalı başka bir duvardır. Görüntü itibariyle kare formunu anımsatan bu alanda 1 adet pithos tespit edilmiştir. Bu pithos 1 nolupithos olarak adlandırılmıştır. Alan içerisinde 837.50m seviyesinde tabana ulaşılmıştır. Ağız kısmına ulaştığımız bu pithosun taban içerisine gömüldüğü anlaşılmıştır. 72cm yüksekliğinde olan bu pithosun ağız çapı 66cm olup ağız cidarı 6 cm kalınlığında ölçülmüştür. İçerisinde az sayıda tohum ve yanmış ahşap izlerine rastlanılmıştır. İçerisinden toprak örneği alınarak bu alanda çalışmalar sonlandırılmıştır.

Resim 12: 25 nolu mekânın devamı 1 nolu pithos

 

3 nolu mekan: 2009 yılı çalışmalarında N27 açmasında ilk olarak tespit edilip, 2011 yılı çalışmalarında N26 açmasında büyük bir kısmı açığa çıkarılan 3 nolu mekanın devamı,2012 yılı kazılarında O26 açmasında sınırlı bir alanda tespit edilmiştir. O26 açmasının güneydoğusundaki bu alanın480cmlik ana kerpiç duvarın güneyinde kaldığı anlaşılmıştır. Tahribat nedeniyle 3 nolu mekânın kuzey duvarı tam olarak tespit edilememiştir. Taş temellerden yola çıkarak, bu duvarın 3 sıra taştan oluşan kuzeybatı güneydoğu yönünde 155 cm uzunluğu açığa çıkarılabildi. Taşların sonlandığı alandan itibaren kuzeye doğru dönüş yaptığı ve 140 cm uzunluğunda kesite doğru ilerlediği anlaşıldı. 3 nolu mekânın içerisinde kalan O26 açmasının güney kesitinde ise kuzeybatı güneydoğu uzantılı sıvalı bir kerpiç platform bulundu. Bu sıvalı platform kesit içerisinde kaldığı için tam formu anlaşılamadı. Fakat 2009 yılı çalışmalarında N27 açmasında ortaya çıkardığımız 3 nolu tapınak mekânının sunak kısmı gibi benzer formda ve sıvalı olmasının yanında tapınak alanın sınırı içerisinde yer aldığı için sunak olabilme ihtimali üzerinde durulmaktadır.

Resim 13: 3 nolu mekânın devamı

 

33 nolu mekan:25 nolu avlu alanın batısında ortaya çıkarılan bu mekân form itibariyle dikdörtgen bir yapıdadır. Bizans 2b tabakasına ait 3 nolu çukurun tahribatı nedeniyle duvarların tamamı ortaya çıkarılamamıştır. Tespit edilen kısmı itibariyle doğu batı doğrultulu 480cmlik ana kerpiç duvara dayandırılmış ayrı bir bölme niteliğindedir. Söz konusu mekânın doğu duvarının 25 nolu mekânın batı duvarı ile ortak kullanıldığı görülmektedir. Güneyde duvarın uzunluğu 170cm olup kesitte kalan kısmı dışında hesaplanmıştır. Kuzey duvarı ana kerpiç duvara dayandırılmış olup 4 sıra blok halinde 120cm uzunluğunda tespit edilebilmiştir. Batı duvarı da kesitte kalan kısım dışında 100cm olup 280cm lik ana duvar ile birleşmektedir. Kerpiç duvarların arasına esnetme amaçlı tek sütun ahşap yerleştirildiği görülmüştür. 25 nolu mekânın devamı ile ortak bir duvarı kullanan bu mekânın, taban altında ayrı bir bodrum katı niteliği taşıdığı sanılmaktadır. 837.64m seviyesinde bu mekânın tabanına ulaşılmıştır.

Resim 14: 33 nolu mekan kuzeyden görünüm

 

21 nolu mekan:33 nolu mekânın kuzeyinde ortaya çıkarılan 21 nolu mekân, güneyde 190 cm uzunluğu ile ana kerpiç duvar, doğuda 160cm uzunlu ile 13 nolu mekândan ayrılan kerpiç duvar ve kuzeyde 280cm uzunluğundaki taş duvarları ile bir sınır teşkil etmektedir. Mekân içerisinde bizans 2b evresine ait 2 nolu çukur ile tahribata uğramıştır. Bu mekâna ait tek buluntu fırın olarak yorumlanan kerpiç yükseltili yapıdır. 45x50 cm boyutlarındaki bu bölümün taban genişliği Bizans 2b tahribatı nedeniyle tam olarak ortaya çıkarılamamıştır.

Resim 14: 21 nolu mekân

 

13 nolu mekân:O26 açmasında 3 ve 25 nolu mekânların devamlarının ortaya çıkarılmasının ardından çalışmalar açmanın kuzeyinde yoğunlaştırılmıştır. 3 nolu ve 25 nolu mekânların kuzeyinde yeni bir mekân ortaya çıkarılmıştır.  Bu alan 13 nolu mekân olarak adlandırılmıştır.160cmlik mekânın batı sınırı kuzey güney doğrultulu olup ana duvar ile birleşmektedir. Mekânın güney duvarı direk olarak ana duvar olarak tespit edilmiştir. Mekân içerisinde güney duvara dayandırılmış 290cm uzunluğunda 25 cm genişliğinde ayrı bir bölme ortaya çıkarılmıştır. Bu bölmenin işlevselliği adına kesin bilgiler elde edilememiştir. Mekânın kuzeybatında 838.14m seviyesinde bir insana ait insan iskeletinin ayak kısmı ortaya çıkarıldı. Geri kalan bölümler kesit altında olduğu için tespit edilemedi. Bu insan iskeletinin oturduğu taban ve tapınak seviyesinden hareketle açma genelinde taban takip edildi. Taban üzerinde 837.64m seviyesinde in-sutu olmayan çok sayıda kemikten “bız” diğer bir buluntu grubunu oluşturmuştur. Mekânın doğusu ve batısı arasında bir çöküntü olduğundan dolayı doğu ve batı arasında yaklaşık olarak 35cmlik bir eğim kaydedildi. Tespit edilen taban üzerinde döküntü kerpiçler ve yanık izlerine rastlanıldı.

Resim 15: 5a2 evresi ava fotoğrafı

Resim 16: Kesitte kalan insana ait iskelet

 

Resim 17: 13 nolu mekân doğudan

 

Resim 18: Kemik “bız “ grubu

 

2- O27B AÇMASI:

2011 yılında kazı çalışmalarına başlanan O27 açmasında 2012 kazı sezonunda da çalışmalar yapılmıştır. 20x20 metre ölçülerindeki O27 açmasında 2011 yılında  olduğu gibi 2012 yılında da açmanın güneybatı köşesinde, 10x10 metrelik bir alanda kazı çalışmalarına devam edilmiştir. Geçtiğimiz kazı sezonunda kazısı yapılan söz konusu alanın güneydoğu köşesinde bulunan Geç Tunç Çağın erken tabakalarına (5b evresi) ait iki mekan kazılmıştır. Bu mekanların batı duvarını oluşturan omurga duvarının batısındaki alanda ise Geç Tunç Çağa ait daha geç tabakalara (4a-b,5a2-1 evreleri) ait mimari yapılar açığa çıkarılmıştır. 2012 yılı kazılarının  amacı ise bu alanda derinleşilerek Geç Tunç Çağa ait daha erken tabakalara (5b evresi) ulaşmaktır.

2.TABAKA: BİZANS DÖNEMİ

2012 yılı O27 açması çalışmalarında bu döneme tarihlenen tek mimari unsur, 2011 yılı kazı çalışmalarında tespit edilen 5b tabakası mekanlarının kuzey-güney yönlü uzanan omurga duvarı üzerindeki bir çöp çukurudur.

Bizans 2b evresine ait buçöp çukurunun içinde insana ait kemiklere rastlanılmıştır. Kafatası ve birkaç kaburga kemiği dışında insana ait olabilecek herhangi bir kemik bulunamamıştır. İnsan kemikleriyle birlikte iki üç farklı hayvana ait çene kemiklerinin bulunması çukurun bir gömü olmadığı kanısını kesinleştirmiştir.

Resim 19: Bizans 2b evresine ait insan ve hayvan kemiklerine ait kalıntılar

 

 

5. TABAKA: GEÇ TUNÇ ÇAĞ ERKEN EVRE

O 27 açmasının güneybatı köşesinde 2011 yılında açığa çıkarılan Geç Tunç Çağ 4a evresine ait 4 nolu mekanın taş temelleri, 2009 yılı çalışmalarında N27 açmasında açığa çıkarılan Geç Tunç Çağ tapınağının kuzey duvarının tespit edilmesi amacıyla kaldırılmıştır.

O 27 açmasında 2012  yılında gerçekleştirilen kazı çalışmaları yoğun olarak alanda bulunan kuzey-güney yönlü omurga duvarının batısındaki alanda gerçekleştirilmiştir. Bu alanda 5a1 ve 5b evreleri kazılmış ve araştırılmıştır:

5a1 Evresi:

            Geç Tunç Çağ 4a tabakasına ait 4 nolu mekanın taş temellerinin kaldırılmasının ardından 2009 yılında N 27 açmasında tespit edilen Geç Tunç Çağ tapınağının kuzey duvarı tespit edilmiştir. Duvarın büyük bir bölümü güney kesit içinde kalmıştır. Ortaya çıkarılan duvar doğu-batı yönlü 3.29 m. uzunluğundadır. Kerpiçten yapılmış ve sıvalı olan duvarın batıya doğru 80 cm.lik kısmında sıvaların korunmadığı görülmüştür. Duvarın oturduğu 5a1 tabanı alanda kuzey-güney doğrultuda 3.50 m., doğu-batı 3.40 m. lik bir alanda tespit edilmiştir. Bir kaç kez sıvandığı  anlaşılan tabanın kuzeye doğru tahrip olduğu belirlenmiştir. Açığa çıkarılan tabanın güneydoğusunda taban üzerine oturmuş durumda pişmiş topraktan yapılmış platform ve bu platformun üzerinde yer alan ocak kalıntılarına rastlanılmıştır. Ortaya çıkarılan platform ve ocak oldukça kötü durumda açığa çıkarılmıştır. Bu nedenden dolayı platformun formu ve ölçüleri kesin olarak saptanamamıştır. Platform ve ocağın kalıntıları kuzey-güney 75, doğu-batı 1.25 m.lik bir alana yayılmıştır. Taban üzerinden bir adet bronz iğne ele geçmiştir.

Resim 20: Geç Tunç Çağa ait tapınağın kuzey duvarı ve 5a1 evresine

ait taban üzerinde yer alan platform ve ocak kalıntısı.

 

2011 yılında  alanın kuzeybatısında tespit edilen kuzey-güney yönlü uzanan 5a1 evresine ait taş temeller ve bu taş temellerin oturduğu tabanın bulunduğu alanda çalışmalar gerçekleştirilmiş ve bu taş temellerin devamı olan doğu-batı yönlü uzanan taş temeller ortaya çıkarılmıştır. Doğu-batı 3.20 m. uzunluğa sahip taş temeller batıda kuzey-güney yönlü uzanan 3,50 m. uzunluğundaki taş temellerle birleşmektedir. Taş temellerin ortalama kalınlığı 60 cm.dir. Ayrıca kuzey-güney doğrultuda uzanan taş temellerin güneyinde, doğu-batı doğrultuda uzanan 20 cm lik bölümü korunmuş, doğuya doğru ilerleyen bir dönüş saptanmıştır. Taş temellerin oturduğu taban alanda yaklaşık olarak 3x 2.5 m.’lik bir alana yayılmıştır. Taban çakıl, keramik ve küçük boyutlardaki taşlarla oluşturulmuştur. Tabanı oluşturan bu dolgu malzemesinin üstü de sıkıştırılmış toprakla kaplanmıştır.

Resim 21: Geç Tunç Çağ 5a1 evresine ait taş temel ve taban

 

Alanın güneyinde bulunan sıvalı tabanla, alanın kuzeyinde bulunan çakıl, keramik ve taşçıklarla oluşturulan tabanın  birleştiği görülmüştür. Taban yapılarının farklı olmasından dolayı iç ve dış mekanlara ait tabanlar olduğu kanısına varılmıştır.

            Kuzey-güney yönlü uzanan omurga duvarının batısında, tapınağın kuzey duvarının ise kuzeydoğusunda yer alan tabanı ve çeperi sıvanmış oval formlu bir silo tespit edilmiştir.Silonun boyutları kuzey-güney 1.50 m, doğu-batı 1.30 m olup derinliği 25 cm dir. Silonun  çift sıra duvarla inşa edilmiş omurga duvarına dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Daha sonraki bir süreçte ise çift sıra omurga duvarına 40 cm kalınlığında üçüncü bir sıra duvar daha eklenmiştir. Silonun hemen güneyinde, daha sonradan eklenmiş olan üçüncü ek duvarın kuzeyinde 60 cm yüksekliğe sahip sıvanın bulunması silonun bulunduğu alanın daha sonraki bir süreçte iptal edildiğini ve kapatıldığını göstermektedir.

Resim 22: Geç Tunç Çağ 5a1 evresine ait sıvalı silo ve üçüncü ek duvarın kuzeyindeki doğu     batı uzantılı sıvalı bölüm

 

5b Evresi

28 nolumekân:O 27 açmasında Geç Tunç Çağın kazılan en erken evresi olan 5b evresine ait 28 nolu mekanda 2012 yılında mekanın doğu duvarının bulunması amacıyla kazı çalışmaları yapılmıştır. Ancak mekanın kuzey duvarının doğuya doğru kazılmayan alan içine kadar uzandığı ve doğu duvarının da kazılmayan bu alan içinde kaldığı anlaşılmıştır. Mekanın doğu duvarının bulunması amacıyla kazılan dar alanda 1 adet gaga ağızlı testi, ağırşak ve tüme yakın bir kap ele geçmiştir.28 nolu mekanda 2011 yılı çalışmalarında mekanın kuzey duvarının doğu köşesinde tespit edilen siloda çalışmalar yapılmıştır. Silo açığa çıkarılan ölçüleriyle kuzey-güney 70 cm, doğu-batı ise 1.40 cm.dir. Silonun bir bölümü alanın doğusundaki kazılmayan alan içindedir. Silonun  içinde tespit edilen yanmış ahşap kalıntıları ve bu kalıntıların hemen altından çıkarılan çeşitli formlardaki kaplardan, silolarda ahşap rafların kullanıldığı veya ahşap kapaklarla siloların kapatıldığı düşünülmektedir.

Resim 23: Geç Tunç Çağ 5b evresine ait 28 nolu mekanda bulunan silo ve taban üstü      buluntular

 

Silo içinden yanmış tohum ve 13 adet tüm ve tümlenebilir durumdaki çeşitli formlarda (yonca ağızlı kap, çanak, pişirme kapları vs.) çanak çömlek ele geçmiştir.

Mekanın doğu duvarının bulunması amacıyla alanın doğusunda yapılan çalışmalarda, doğu kesitte kuzey-güney doğrultulu 2.10 m. uzunluğunda, mekanın güney duvarının yıkıntısına rastlanılmıştır. Güneyden kuzeye doğru yıkılmış olan kerpiç duvarın uzunluğu ve mekanın mevcut korunmuş duvarlarına (yaklaşık 1.60 m. yüksekliğinde) bakıldığında, yüksekliği 4 m. yi aşan bu mekanın çift katlı bir yapı olduğu anlaşılmaktadır.

Resim 24: 28 Nolu mekanın güney duvarının yıkıntısı

 

28 nolu mekan ve bu mekanın kuzeyinde yer alan ve aynı zamanda ortak duvarları kullanan 30 nolu mekanın 5b evresine son veren yangından önce, mimari anlamda bazı değişikliklere uğradığı anlaşılmıştır. 28 ve 30 nolu mekanların ilk zamanlarda tek sıra kerpiçten yapılmış ortak bir duvarı ( 28 nolu mekanın kuzey duvarı ve 30 nolu mekanın güney duvarı) ve 28 nolu mekanın kuzeybatı köşesinden, doğu-batı 1.30 m. genişliğinde olan bir geçişle 30 nolu mekana geçişi varken daha sonraki süreçte ise kullanılan bu ortak duvarın kuzeyine 3.90 m. uzunluğunda, 50 cm kalınlığında ikinci bir duvar daha eklenmiş, mekanlar arasındaki geçiş doğu-batı 1.30 cm,  kuzey-güney 30 cm kalınlığındaki sıvalı kerpiçle kapatılarak 30 nolu mekanda doğu-batı 90 cm, kuzey güney 50 cm boyutlarında bir niş oluşturulmuş ve  bu alana bir pithos yerleştirilmiştir. Pithosun bulunduğu bu nişin üst kata geçişte kullanılan merdiven boşluğu olduğu da düşünülmektedir.

            Resim 25:Geç Tunç Çağ 5b evresine ait 28 ve 30 nolu mekanlar arasındaki kapatılan       geçiş ve pithos

 

Alanın kuzeyinde 5a1 tabakasına ait taş temellerin hemen altından gelen 3.70 m. uzunluğundaki taş temeller  30 nolu mekanın kuzey duvarındaki taş temellerle aynı aksta yer almaktadır. Taş temellerin tek sırası 5a1 temellerinin altından görünmekte, diğer sırası ise 5a1 temellerinin altında kalmaktadır.

32 nolu mekan:Geç Tunç Çağa ait tapınağın kuzey duvarının kuzeyinde tespit edilen 5a1 tabanı, tapınağın daha erken evrelerde de kullanılıp kullanılmadığını anlamak amacıyla kaldırılmıştır. Tapınağın kuzey duvarına ait taş temellerin (5a1 evresine ait) sıvandığı ve tapınağın 5b evresinde de kullanıldığı, tapınak duvarının 5b tabanına kadar uzandığının tespit edilmesiyle anlaşılmıştır. Bu alanda taban üzerine oturmuş durumda açığa çıkarılan platform, ocak ve tekne yapıları dikkate alınarak, bu alanın mekan içi olduğu anlaşılmış ve alana 32 nolu mekan adı verilmiştir. Mekanın güney duvarını doğu-batı doğrultudaki 3.26 m. uzunluğundaki tapınağın kuzey duvarı oluştururken, mekanın doğu duvarını, kuzey-güney yönlü uzanan 4.28 m. uzunluğundaki omurga duvarı oluşturmaktadır. Mekanın batı ve kuzey duvarları tespit edilememiştir.

Resim 25:Geç Tunç Çağ 5b evresine ait 32 nolu mekan

 

Resim 26: 32 nolumekânın güneydoğusunda bulunan

sıvalı kerpiç platform

32 nolu mekanın doğusunda, güney ve doğu duvarlarının birleştiği noktada kuzey -güney 1.65m doğu-batı 30 cm ebatlarında kıvrımlı hatları bulunan bir platform bulunmaktadır. Sarı renkli sıvayla sıvalı olan bu platforma, batıya doğru çıkıntı yapan ve yuvarlak hatları bulunan, doğu -batı 20 cm, kuzey- güney 50 cm ebatlarında bir bölüm daha eklenmiş, sonrasında ise platform baştan aşağı yeniden sıvanmıştır. Platform Taban seviyesinden 35 cm yüksekliğe sahiptir.

            Tapınak duvarının kuzeyinde, mekanın merkezinde platformlar, ocak ve tekne yapıları bulunmaktadır.

Resim 27:32 nolu mekanda bulunan platformlar, ocak ve tekne yapıları

Mekanın batısında doğu batı uzantılı iki adet dikdörtgen platform ve bir adet kuzey güney doğrultulu platform yer almaktadır. Batı uçta bulunan kerpiçten yapılmış sıvalı dikdörtgen platform kuzey-güney  36 cm, doğu-batı 65 cm ebatlarında olup taban seviyesinden yüksekliği 30 cm.dir. Bu platformun hemen doğusunda, platforma bitişik haldekuzey-güney 34, doğu-batı 57 cm ebatlarında kerpiçten yapılmış sıvalı, dikdörtgen bir platform daha bulunmaktadır. Bu platformun da doğusunda kuzey-güney doğrultuda yerleştirilmiş, doğu-batı 26 cm, kuzey-güney 47 cm ebatlarında olan ve sadece batı yüzünün sıvaları tespit edilmiş olan dikdörtgen bir platform daha bulunmaktadır. Bu platform taban seviyesinden 38 cm yüksekliktedir. Bu platformların hemen kuzeyinde üzerinde ocak ve tekne bulunan kuzey-güney 132 cm, doğu-batı 121 cm ölçülere sahip dikdörtgen bir platform daha bulunmaktadır. Bu platformun taban seviyesinden yüksekliği 9.5 cm dir. Platformun dış kenarları sıvasızdır.  Kerpiçten yapılmış bu platformun hemen üzerine oturtulmuş ve platformu tamamen kaplayan 4 cm kalınlığında pişmiş topraktan yapılmış bir plaka bulunmaktadır. Platformun doğusunda,pişmiş topraktan yapılmış kuzey-güney 72 cm, doğu- batı 49 cm ölçülerinde başka bir plaka üzerine yerleştirilmiş ocak oldukça kötü durumdadır. Ocağın oturduğu pişmiş toprak plaka ise platformu kaplayan 4 cm kalınlığındaki plakanın içine gömülü haldedir. Ocak ayaklarının kalıntılarının  yayıldığı alan kuzey-güney 48 cm, doğu-batı 38 cm'dir. Ocak ayaklarının birinde 3 adet oyuk şeklinde daire biçimli bezeme bulunmaktadır. Ocak kalıntılarının batısında ise, platformun üzerini kaplayan plaka üzerine oturtulmuş kuzey-güney 47 cm, doğu-batı 52 cm boyutlarında pişmiş topraktan yapılmış bir tekne yer almaktadır.

Resim 28: Platformun üzerinde yer alan ocak

Resim 29: Platformun üzerinde yer alan ocak  ve tekne

Tekne ile arkasında bulunan 36x65 ölçülerindeki dikdörtgen platform arasında kalan 10 cm.lik alan, tekneyi desteklemek amacıyla, kerpiçle doldurulmuştur. Ayrıca teknenin güneybatı kısmı da taşla desteklenmiştir. Teknenin üzerinde bazı değişikliklerin yapıldığı, teknenin içinde 1 cm kalınlığında pişmiş topraktan yapılmış bir katman ve bu katmanın altında ise içi oyuk dairesel bezemenin  bulunmasından anlaşılmaktadır.

132x121 cm ölçülerindeki dikdörtgen platformun batısına bitişik halde pişmiş topraktan yapılmış, taban seviyesinden 10 cm yüksekliğe sahip bir seki yer almaktadır. Oldukça tahrip olan seki doğu-batı 40 cm, kuzey-güney 1 m uzunluğundadır.

             Mekanın güneybatısındaki 36x65 cm ve 34x57 cm ebatlarında olan doğu-batı yönde uzanan iki platformun güneyinde ise, bu platformlara dayandırılmış, doğu-batı 86 cm, kuzey-güney 61 cm ölçülerinde kerpiçten yapılmış 15 cm yüksekliğinde bir platform daha bulunmaktadır.

 

Resim 30:O 27 Açması 2012 yılı çalışmaları sonundaki genel görünüm     

 

 

 

3- N28 B AÇMASI:

            Beycesultan Höyüğü batı konisinin güneyinde yer alan 20x20m boyutlarındaki N28 Açması'nda kazı çalışmaları 2012 yılı itibari ile 10x10m boyutlarındaki 'B' plankaresinde başlatılmıştır. Bu alandaki çalışmaların ilk amacı N27D plankaresinde 2008, 2009 ve 2010 yıllarında gerçekleştirilen kazı çalışmaları sırasında tespit edilen Bizans Dönemi (2. tabaka) ve Geç Tunç Çağı (5. tabaka) tabakalarına ait mimari unsurların devamının ortaya çıkartılmasıdır. Çalışmalar süresince iki döneme (Selçuklu Dönemi ve Bizans Dönemi) ait toplam 4 tabaka (1a-1b, 2a2-2a1) tespit edilmiş ve araştırılmıştır. Geç Tunç Çağı'na ait tabakaların, Bizans Dönemi mimari öğelerinin 2012 kazı sezonunda korunur bir şekilde bırakılması nedeniyle, ilerleyen yıllarda çalışılmasına karar verilmiştir.

1.TABAKA: SELÇUKLU- OSMANLI BEYKİKLER DÖNEMİ

            2008-2011 yılları arasında N27, M27, N26, O27 açmalarında yaptığımız çalışmalardan bildiğimiz Selçuklu Dönemi 1a ve 1b evreleri, N28B plankaresinde de tespit edilmiştir.

            1b evresine ait sıvalı ve sert yapıda beyaz bir taban alanda yer yer korunmuştur. Taban seviyesi 839,56m'dir. Bu taban üzerinde 21cm derinliğinde ve yaklaşık 85cm çapında tabana gömülü bir fırın ve taban çevresinde dağınık halde taşlar tespit edilmiştir. Taşlar düzenli bir aks izlememekle birlikte, olasılıkla yüzeye yakın olmasından dolayı tahrip olmuş bir mimariye ait unsurlardır.

Resim 31:Selçuklu Dönemi 1b evresi genel görünüm

           

1a evresi  bir çöp çukuru ile temsil edilmektedir. 839,62m seviyesinde başlayan çukur, 32cm derinliğinde ve kuzey-güney doğrultusunda 123cm, doğu-batı doğrultusunda 104cm'dir. Çalışılan alan içerisinde bahsi geçen evreyi temsil eden başka bir mimari unsura rastlanılmamıştır.

Resim 32:Selçuklu Dönemi 1a evresine ait çöp çukuru

 

2.TABAKA: BİZANS DÖNEMİ

            2008-2011 yılları arası kazı sezonlarında yürütülen çalışmalar sonucu 3 evresi (2a2-2a1, 2b) tespit edilen, Bizans Dönemi'ne tarihlenen, tabakanın N28 Açması içersinde 2 evresi (2a2-2a1) açığa çıkarılmıştır:

            2a1 Evresine ait mimari öğeler açma genelinde açığa çıkarılabilmiştir. Bu evreye ait 21 No'lu Mekân ve 2008 yılında N27 Açması'nda tespit edilen 3 No'luMekân'ın doğu duvarı açma içerisinde tespit edilmiştir. Ayrıca N28 Açması'nın kuzey kesiti önünde, doğu-batı doğrultulu ve açmanın kuzey kesitinin doğu kısmından kesite giren bir duvar açığa çıkarılmıştır. Bahsi geçen duvar 2008 yılı kazı çalışmaları neticesinde N27 açmasında ortaya çıkarılan, 2a2 evresine ait 5 No'luMekân'ın güney duvarının uzantısı şeklindedir. Ancak bu duvarın N28 Açması içerisinde tespit edilen 2a2 tabanının kaldırılmasının ardından da taban altında devam ettiği anlaşılmıştır. 2a1 evresindeki kullanımı 2012 yılı içerisinde tamamı ile açığa çıkarılmayan bu duvarın, 2013 yılı kazı sezonunda taban seviyesine inilmesi planlanmaktadır.2008 yılı kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılan ve 2a1 evresine tarihlenen 3 No'luMekân'ın kuzey-güney uzantılı doğu duvarı (5mx63cm), 2012 yılı çalışmaları neticesinde N28 Açması içerisinde tespit edilmiştir. Söz konusu duvarın kuzeyde, batı kesit üzerinde mevcut bulunan 3 No'luMekân'ın kuzey duvarı ile birleştiği gözlenebilmektedir. Duvarın doğuda 2a1 evresine ait diğer bir mekân olan 21 No'luMekân'ı sınırladığı tespit edilmekle birlikte, 3 No'luMekân'ın N28 Açması içerisinde kalan bölümünde henüz taban seviyesine inilememiştir.

 

            Resim 33:Kuzey kesit önünde yer alan doğu-batı doğrultulu duvar

Resim 34: 3 No'luMekân'ın doğu duvarı 

 

            Doğu duvarını 3 No'lu Mekân ile ortak kullanan ve N28 Açması içerisinde tespit edilen bir diğer mekân ise N28B plankaresinin güney kesimine konumlanan 21 No'luMekân'dır (6.20mx4m).  Mekânın 838,44m seviyesinde 2a1 evresine ait tabanı açığa çıkarılmıştır. Bu tabanın mekân içerisinde doğuya doğru yükseldiği gözlenmiştir ve yine bu kısımda taban içerisine gömülü bir pithos (gövde çapı 1m) ortaya çıkmıştır. Depolama amaçlı kullanıldığı düşünülen pithos oldukça tahrip olmuş durumdadır. Pithosun bulunduğu alanda, taban seviyesi önüne destek bir taş dizisi (2.50m) konularak yükseltilmiştir. Mekânın doğu (4.40mx40cm) ve güney (2.50m) duvarları üzerinde kerpiç bedeni tahrip olmuş olsa da tespit edilebilmiştir. Bahsedilen iki duvarın kesişim noktası olan güneydoğu kısmı ise kesit içerisinde kalmasından ötürü açığa çıkarılamamıştır. Doğu ve güney duvarlarından farklı olarak kuzey (6.20mx50cm) ve batı duvarları üzerinde kerpiç beden korunmamıştır; ancak kuzey duvarının güneyinde, bu duvara bitişik bir şekilde ve paralel uzanan kerpiç bedeni korunmuş bir destek duvarı (2.20mx45cm) mevcuttur. Mekânın girişinin güney duvarının güney kesiti içerisinde kalan bölümünde olduğu tahmin edilmektedir.

            23 No'luMekân'ın doğu duvarının kuzey kesiminin dış tarafında, bu duvara dik bir şekilde uzanan iki adet tek sıra taş dizisi tespit edilmiştir. Söz konusu taş dizileri (kuzeyde yer alan 1.70m uzunluğunda, güneyde yer alan 1.05m uzunluğundadır) 2a2 evresinin tabanının altında tespit edilmiştir ve doğu kesite doğru devam etmektedir.

            Resim 35: 21 No'lu Mekan

 

            2a1 evresine ait duvarların eldeki mevcut verileri doğrular nitelikte almaşık yapı üzerine kerpiç beden kullanılarak oluşturuldukları gözlenmiştir.

            2a1 evresi içerisinde taban üzerine oturan kandil olması muhtemel tüme yakın bir kap ve mekân içerisinde taban üzerine oturan tunçtan kase formunda bir kap tespit edilmiştir. Ayrıca demir ve tunç objeler, kemik iğne, çakmaktaşı aletler, keramik ve kemik parçaları ele geçen buluntular arasındadır.  

Resim 36: Bizans Dönemi 2a1 ve 2a2 evreleri

            2a2 Evresi:

            Bizans Dönemi'nin, N27 Açması'nda olduğu gibi N28 Açması'nda da en iyi korunmuş şekilde açığa çıkarılan evresi 2a2 evresidir. N27 Açması'nın doğu kesiminde tespit edilen 3 ve 5 No'lu Mekânların devamı niteliğindeki mimari öğeler, N28 açması içerisinde net bir şekilde açığa çıkarılabilmiştir. Ayrıca N27 açmasında tespit edilen kuzey-güney doğrultulu sokağın, yine N27 Açması içerisinde batıya dönüş yaptığı bilinmekle beraber, bu sokağın devamı 2012 yılı çalışmaları ile N28 Açması'nda ortaya çıkarılmıştır.

            2a2 evresine ait duvarların genel olarak almaşık örgü tekniğinde yapıldığı gözlenmiştir.2a1 evresine ait olan 3 No'luMekân'ın doğu duvarının, 2a2 evresinde tadilat sonrası kullanım gördüğü anlaşılmıştır (5mx63cm).

            20 No'lu Mekân: 5 No'luMekân'ın güney duvarının N28 Açması içerisinde uzanan kesiminin (7.70mx80cm) kuzeyinde - 5 No'luMekân'dan kuzeybatı-güneydoğu uzantılı bir duvar ile  N27 Açması içerisinde ayrılan - ayrı bir mekân tespit edilmiştir. Söz konusu mekânın büyük bölümünün N28B Plankaresinin kuzey kesitinin içerisinde kalmasından ötürü alanda ayrıntılı bir çalışma gerçekleştirilememiştir. İlk olarak 2a1 evresinde inşa edildiği tespit edilmiş olan duvarın, 2a2 evresinde de çeşitli tadilatların yapılmasının ardından kullanıldığı anlaşılmıştır. 5 No'lu Mekân ile eş zamanlı kullanıldığı düşünülen (2a2) bu mekânın, N28A Plankaresinin kazılması ile daha iyi tanımlanması mümkün olacaktır.

Resim 37: 20 No'lu Mekân (2a2 evresi)

           

24 No'lu Mekân: 2008-2009 yılları kazı çalışmaları neticesinde, N27 Açması'nın doğu kesiminde kuzey-güney doğrultulu bir "sokak" tespit edilmiştir. Bu sokağın 5 No'luMekân'ın güneyinde, doğuya doğru dönüş yaptığı ve N28 Açması içerisinde devam ettiği 2012 yılı kazı çalışmaları ile anlaşılmıştır. Sokağın dönüş yapmasının ardından doğu-batı uzantılı uzanan bölümünü ayrıntılı çalışabilmek adına bu alana 24 No'lu Mekân adı verilmiştir.

Resim 37: 24 No'lu Mekân (2a2 evresine ait sokak)

Söz konusu sokak N28 Açması'nın batı kesitinden doğu kesitine kadar uzanmaktadır ve kuzeyde 20 No'luMekân'ın güney duvarı, güneyde ise 23 No'luMekân'ın kuzey duvarı tarafından sınırlandırılmaktadır. Ortalama 1.50m genişliğe sahip olan sokağın uzunluğu, batı kesitinden doğu kesitine bir miktar kuzeye eğimli bir hat çizmesinden dolayı 8.10m'dir. Sokağın tabanı - N27 Açması'nda tespit edilmiş olan bağlantılı olduğu sokaklar ile benzer bir biçimde - küçük taş ve kiremit döşelidir. Sokak üzerinde bulunan, "atık" olarak nitelendirilebilecek, çok sayıda kemik parçaları ve demir cüruflar, burasının bir "dış mekân" olduğunu kanıtlar niteliktedir. 2a2 evresine ait 23 No'luMekân'ın kuzey duvarının, yani sokağı güneyde kısıtlayan duvarın kaldırılmasının ardından, alanı güneyde sınırlayan herhangi bir mimari unsurun tespit edilememesi, bu alanın 2a1 evresinde avlu olarak kullanılmış olabileceğini düşündürmektedir.

            23 No'lu Mekân: Sokak olarak tanımlanan 24 No'luMekân'ın, olasılıkla 2a1 evresinde avlu olarak kullanım görmesinin ardından, doğu-batı uzantılı ve doğu yönünde bir miktar kuzeye eğimli bir duvar (Uzunluğu 4.10m'dir. Genişliği ise tek sıra olduğu noktada 30cm, önüne destek yapılarak genişletildiği alanda ise 50cm'dir.) tarafından 2a2 evresinde sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu duvarın diğer 2a2 duvarlarından farklı boyutlarda taşlardan inşa edilmesi ve duvardan ziyade taşların sıra halinde dizilmesi ile oluşturulmuş bir seti andırması, 23 No'luMekân'ın, açık alan olarak kullanım görmüş olması muhtemel bir alan (avlu?) içerisine eklenen bölme ile oluşturulduğunu düşündürmektedir. Bu mekân batıda 2a1 evresine ait 21 No'luMekân'ın kuzey duvarına bitişik başka bir duvara (1.40mx80cm) dayanmaktadır. Doğuda ise yine 21 No'luMekân'ın doğu duvarının kuzeye doğru devamının doğuya dönüş yaptığı nokta ile birleşmektedir. Kuzey duvarın kuzeyinde yer alan sokak düzlemi üzerine oturtulduğu anlaşılmıştır. Güneyde bu mekâna ait bir duvar tespit edilememiştir.

Resim 38: 23 No'lu Mekân (2a2)

           

Mekânın tabanının güneyde 2a1 evresine ait doğu-batı uzantılı duvara dayandığı anlaşılmaktadır. Bahsi geçen taban çok sayıda taşın üzerine kiremit yığıntılarının eklenmesi ve bu yığıntıların üzerinin kerpiç ile sıvanarak düzeltilmesi ile oluşturulmuştur.

            2a2 evresine ait alanlarda yapılan çalışmalarda kemik, keramik, keramik cürufu, deniz hayvan kabukları, çakmaktaşı, cam bilezik, cam objeler, cam kap parçaları, tunç objeler, kil ağırlıklar (disk ve hilâl biçimli), demir objeler ve çok yoğun miktarda demir cürufu, demir çiviler, boncuklar ve sapan taşı ele geçmiştir.

4- M27 AÇMASI:

            M27 açması içerisinde başlatılan kazı çalışmalarının amaçlarını; bir önceki kazı sezonu, alan içerisinde gerçekleştirilen çalışmalar sonucu tespit edilen tabakalaşmanın net bir açıklamasını yapabilmek ve M27 açmasının bulunduğu yamacın eğimli yapısından yararlanarak erken dönem tabakaları hakkında veriler edinip bu verileri James Mellaart ve Seton Lloyd tarafından 1954-1959 yılları arasında yürütülen kazılar sonucu elde edilen bulgularla ile karşılaştırabilmek oluşturmaktadır.

Bu amaçlar doğrultusunda M27 açmasının en güney kesiminde 835.67m seviyesinde çalışmalar başlatılmıştır. 2011 yılı açma içerisinde tespit edilen “sokak düzlemi” ve bu sokak ile bağlantılı veya sokaktan daha erken bir evreye ait olabilecek, tabanı seramik döşeli ocak yapısını korumak ve yamaçtan mümkün olduğunca yararlanarak erken dönem tabakalarına ulaşabilmek için bu çalışmalar M27D plankaresinin en güneyinde ve kısıtlı bir alanda yürütülmüştür.

Ayrıca söz konusu “sokak düzlemi” ve bu düzlem üzerinde yer alan tabakaların daha iyi anlaşılması için, M27D plankaresinin batısına konumlanan M27B plankaresinde çalışmalar başlatılmıştır.

Bahsedilen çalışmalar sonucu açma içerisinde Selçuklu-Beylikler Dönemi (1b evresi), Bizans Dönemi (2a2 evresi) ve Geç Tunç Çağı (4b ve 5a2 evreleri) ile ilişkili tabakalar ve bu tabakaların alt evreleri tespit edilmiştir. Ayrıca M27D plankaresinde bulunan en erken evre olan 5b evresinin altında birtakım mimari öğeler tespit edilmiştir. Bu mimari öğelerin bulundukları katman, yapı yönünden farklılıklar ve bu mimari öğelere ait olan keramiklerin özellikleri göz önünde bulundurulup, James Mellaart tarafından 1954-1959 yılları arası kazı çalışmaları sonucu oluşturulmuş olan tabakalanma ile karşılaştırılmış ve olasılıkla Orta Tunç Çağı’na ait oldukları anlaşılmıştır. Bunu doğrulamak için gerekli olan karbon örnekleri üzerine yapılacak testlerin 2013 yılı itibari ile bu duruma netlik kazandıracağı düşünülmektedir. Söz konusu katman içerisinden ele geçen malzemeden yola çıkarak, bu katmanın Mellaart tarafından Orta Tunç Çağ IV. Tabakaya karşılık geldiği düşünülmekle birlikte, tarafımızca oluşturulan tabakalanma içerisinde 7. Tabaka olarak isimlendirilmiştir.

1.TABAKA: SELÇUKLU- OSMANLI BEYKİKLER DÖNEMİ

Beycesultan Höyük üzerinde 2007-2012 yılları arası yürütülen kazı çalışmaları sonucunda Selçuklu-Beylikler Dönemi’ne ait olduğu anlaşılan 3 alt evre (1a, 1b, 1c) tespit edilmiştir. Bu evrelerden 1b evresi M27 Açması genelinde, bu evreye özgü sert yapılı ve beyaz renkli tabanı ile tespit edilebilmiştir. 1a evresine dair buluntulara ise 2011 yılı kazı çalışmalarında, M27D plankaresinde yukarda bahsedilen tabanın üzerinde bir takım mimari öğelerin ortaya çıkarılması ile ulaşılabilmiştir.

2012 yılında M27 Açmasında yürütülen kazı çalışmalarında Selçuklu-Beylikler Dönemi, 1b ve 1c evrelerine ait bulgular M27B ve M27D plankarelerinde açığa çıkarılmıştır.

1c Evresi

M27D plankaresinin güney kesitinin önünde, Orta Tunç Çağı 7. Tabakaya tarihlediğimiz mimari öğeleri tahrip eden bir çukur (1.60mx1.50m) tespit edilmiştir.Söz konusu çukur (835.24m), içerisinden ele geçen “Milet İşi Keramikler’ e ait bir parça bu çukurun Selçuklu-Beylikler Dönemi’ne tarihlediğimiz 1. Tabaka içerisinde kullanılmış olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Ancak bu çukurun üstünde açığa çıkarılmış olan 1b evresine ait taban, çukurun daha önce sadece K39 açmasında yürütülen çalışmalarda tespit edilebilen 1c evresine ait olduğunu göstermektedir. Çukur içerisinden Selçuklu-Beylikler Dönemi’ne ve Bizans Dönemi’ne ait keramiklerin yanı sıra demir çiviler ve metal objeler ele geçmiştir.

1b Evresi

            M27B plankaresinde yüzey toprağının kaldırılmasının ardından alanın sadece kuzeyinde sınırlı bir alanda Selçuklu-Beylikler Dönemi 1b evresine ait sert yapılı, beyaz renkli taban [838.33m - tabanın eğimli yapısı gereği, seviyesi verilen değer ile tabanın tespit edildiği en alt seviye arasında kayda değer bir fark bulunmaktadır.(837.67m)] açığa çıkarılmıştır. Alanın yamaçta bulunmasından dolayı, tabanın güneye doğru yayılımı saptanamamıştır. M27D plankaresinde yürütülmüş olan çalışmalar göz önünde bulundurulursa, söz konusu tabanın, yamacın dik açılı eğiminin Selçuklu-Beylikler Döneminde de mevcut olmasından ötürü, M27B plankaresinin güney kesiminde ve kayda değer bir seviye farkı ile daha alt seviyelerdetespit edilmesi mümkündür.

            M27B plankaresinin kuzeydoğusunda Selçuklu-Beylikler Dönemi 1b evresine ait tabanın üzerinde insan iskeletine (838.33m) ait kalıntılar saptanmıştır. Açığa çıkarılan iskeletin belden aşağısı korunmamış olup toplam uzunluğu 84cm, eni ise 40cm'dir. İskelet oldukça kötü durumda tespit edilmiştir. Kafatası, çene ve omurga kemikleri oldukça tahrip olmuştur.

Resim 40: Selçuklu-Beylikler Dönemi 1b evresine ait taban ve üzerinde
tespit edilen insan iskeletine ait kalıntılar

 

            2012 yılı çalışmaları esnasında M27D plankaresinde de 1b evresi ile ilişkilendirilebilecek bir takım bulgulara 2012 yılı çalışmaları esnasında ulaşılabilmiştir. Bu alanın batıdan doğuya doğru alçalan eğimli yapısından ötürü, Selçuklu-Beylikler Dönemi, 1b evresine ait taban ve bu taban üzerine oturan döşeme taşları çalışmalar başlatıldığında M27D plankaresinin güneydoğu köşesinde mevcut durumdadır. Çalışmalar söz konusu tabanının (835.65m) daha da alçalarak güneye ve kısmen batıya doğru yayılım gösterdiğini ortaya koymuştur. 2011 yılı çalışmaları sırasında M27D plankaresinin güney kesiti önünden 1b evresine ait bir taban kaldırılmış olmakla beraber, aynı tabanın sürekli sıvamalar sonucu katmanlardan oluştuğu yine aynı yıl içerisindeki çalışmalardan bilinmektedir. Bu nedenle 2012 yılı çalışmaları neticesinde tespit edilen taban, bahsedilen sıvama evreleri öncesi inşa edilen taban olmalıdır.

1b evresine ait buluntuları keramik, keramik cürufu, kemik, demir çivi, demir cüruf, kemik obje, deniz hayvan kabuğu, hilâl ve disk biçimli ağırlıklar, çakmaktaşı alet, taş alet, ezgi taşı oluşturmaktadır.

2.TABAKA: BİZANS DÖNEMİ

            Beycesultan Höyük üzerinde yapılan çalışmalar sonucu üç alt evresi (2a2, 2a1, 2b) tespit edilmiş olan Bizans Dönemi’ne ait 2. Tabakaya ait birtakım mimari öğeler, 2011 yılına kadar gerçekleştirilmiş çalışmalarda, zayıfta olsa M27A ve M27C plankarelerinde açığa çıkarılmıştır. M27D plankaresinde yürütülen çalışmalar bu alanda 2. Tabakaya ait mimari öğelerden ziyade çöp çukurlarının mevcut olduğunu göstermiştir. 2012 yılı çalışmaları sonucunda M27B plankaresinde söz konusu tabakanın 2a2 evresine ait bir takım mimari öğeler ve taban düzlemi ortaya çıkarılabilmiştir.

2a2 Evresi:

            Bizans Dönemine ait en geç evre olan 2a2 evresinde bulunan kireç sıvalı taban (838.35m), alanın kuzeyinde yaklaşık doğu-batı 2.10m, kuzey-güney 1.25m’lik bir alana yayılmıştır.  Güneye doğru tahrip olan tabanın batıda ve doğuda uzantısı saptanamamıştır.

            Alanın kuzeyinde 2a2 tabanın üzerinde oldukça iyi korunmuş bir insan iskeleti açığa çıkarılmıştır. İskeletin uzunluğu doğu-batı yönünde 1.70m’dir. İskeletin başı yana dönük bir halde güneye bakmaktadır. Kafatası zarar görmüştür. Çene ve dişler sağlamdır. İskeletin sol kolu korunmuş,sağ kolu korunmamıştır. İskeletin kalça kemiği tahrip olmuştur. Sağ bacak ve sol bacak, ayaklar ve ayak parmakları korunmuştur. Sağ ve sol bacaklarda diz hafif bükülmüş pozisyondadır.

                  

Resim 40: Bizans Dönemi 2a2 evresine ait insan iskeleti

 

Alanın güneyinde Bizans Dönemi, 2a2 evresine ait kuzeyde tespit edilen tabanın devamı saptanmıştır. Bu tabanın çöktüğü (837.76m) anlaşılmıştır. Alanın güneybatısında taban üzerinde olduğu saptanan doğu-batı 1.88m, kuzey-güney 1.77m çapında yanık bir alan tespit edilmiştir.

Resim 41: Bizans Dönemi 2a2 evresine ait almaşık duvar örgüsü tekniği kullanılarak       inşa edilmiş duvar
 

Tespit edilen bu yanık alanın doğusunda söz konusu tabanla ilişkili doğu-batı doğrultulu bir duvar (seviye) açığa çıkarılmıştır. Almaşık örgü tekniğiyle (taş ve kiremit örgülü) inşa edilen duvarın doğu-batı yönünde 2.10m, kuzey-güney doğrultusunda 85cm boyutlarında olduğu saptanmıştır. Bu tabakaya ait buluntuları keramik, kemik, demir obje, çakmaktaşı ve dokuma ağırlığı oluşturmaktadır.

4. TABAKA: GEÇ TUNÇ ÇAĞ GEÇ EVRE

            Beycesultan Höyük’te N27 Açmasında nispeten daha iyi korunmuş mimari öğeleri ve O27 açması içerisinde tespit edilen iki alt evresi (4a, 4b) ile bilinen 4. Tabakaya ait bulgular, 2009 yılı kazı çalışmaları esnasında M27 açmasında da açığa çıkarılmıştır. M27C plankaresinin kuzeyinde yer alan, duvara ait olduğu anlaşılan bir takım mimari öğeler ile aynı plankarenin güneybatısında, Geç Tunç Çağ 5a2 evresine ait kuzey-güney uzantılı kerpiç duvarın kalıntıları üzerine bir takım düzeltmelerin yapılmasının ardından oturtulmuş olan iki adet ocak (838.05m) bu tabakanın 4b evresine tarihlendirilmektedir. Ayrıca 2011 yılında M27D plankaresinin kuzeybatısında, söz konusu ocaklar ile ilişkilendirilen bir taban (837.70m) tespit edilmiştir. Benzer mimari öğeler 2012 yılında gerçekleştirilen çalışmalar ile M27B plankaresinde ve M27A ile M27C plankareleri arasındaki kesitin kaldırılma çalışmaları esnasında iki plankare arasında kalan alanda açığa çıkarılmıştır.

4b Evresi:

            M27A ile M27C plankareleri arasında yer alan kesit üzerinde yürütülen çalışmalar sonucu, M27C plankaresinde 2009 yılında tespit edilmiş olan ocaklar ile benzer tipte bir (81cmx41cm) ocak ortaya çıkarılmıştır (838.05m).

Resim 42: M27A ve M27C plankareleri arasında tespit edilmiş olan 4b evresine ait ocak

 

Söz konusu evreye ait kısıtlı alanlarda veriler elde edilebilmiştir. Olasılıkla M27B plankaresinde tespit edilmiş keramik döşeli taban (837.97m) ile bahsedilen ocak ve 2011 yılında M27D plankaresinde açığa çıkarılmış olan diğer bir taban ilişkili ve bağlantılıdır.

Resim 43: M27B plankaresinde açığa çıkarılan 4b evresine ait keramik döşeli taban

           

Geç Tunç Çağ 4b evresine ait buluntular arasında; keramik, kemik, ağırlık bulunmaktadır.

5. TABAKA: GEÇ TUNÇ ÇAĞ ERKEN EVRE

            Beycesultan Höyük 2007-2012 yılları arası kazı çalışmalarında ortaya net bir şekilde çıkarılabilen Geç Tunç Çağı’na ait en belirgin tabaka, yangın sonucu tahrip olmuş varlıklı kesime ait mekânlar ve bu yangından sonra bazı mekânların tadilat, eklemelerle yeniden şekillenmesi sonucu daha küçük ölçekli mekânların oluşturulduğu yeni yerleşim katmanı ile temsil edilen 5. Tabakadır.Söz konusu tabakaya ait alt evreler (5a1, 5a2, 5b) bir istiladan kaynaklandığı anlaşılan yangınınve yangın sonrası toparlanma evresinin ayrımını yansıtmaktadır.

            M27 Açması içerisinde tespit edilen 5. Tabakaya ait bulgular yangın sonrası kullanımı tanımlayan 5a evresine aittir. 2012 yılı çalışmaları sonucunda 5a2 evresine ait bulgulara M27B plankaresinde ulaşılmıştır.

5a2 Evresi:

            M27B plankaresinin batısında 5a2 evresine ait doğu-batı doğrultusunda 1.30m, kuzey-güney doğrultusunda ise 1m uzanan sarı sıvalı bir taban (838.10m) tespit edilmiştir. Tabanın güneyinde ise bu tabanla ilişkili tek sıra taştan oluşan doğu-batı doğrultulu bir taş dizisi ortaya çıkarılmıştır.

Resim 44:Geç Tunç Çağ 5a2 evresine ait taban

 

            Alanın doğusunda ise söz konusu evreye ait doğu-batı doğrultusunda uzunluğu 2.30m,  kalınlığı ise 70cm olankerpiç bir duvara ait sıvalar tespit edilmiştir. Açığa çıkarılan kerpiç duvarın güney yüzü tespit edilmişken kuzey yüzü henüz tespit edilememiştir. Sıvalı kerpiç duvarın batısı Bizans 2a2 tabakasına ait olan almaşık örgü tekniğiyle inşa edilmiş duvar tarafından tahrip edilmiştir. Bu tabakaya ait buluntuları keramik, kemik ve tunç alet sapı oluşturmaktadır.

Resim 45:Geç Tunç Çağ 5a2 evresine ait sıvalı kerpiç duvar

 

 

7. TABAKA:ORTA TUNÇ ÇAĞ

            1954-1959 yılları arası Beycesultan Höyük’teSeton Lloyd ve James Mellaart tarafından yürütülen kazılar sonucu höyüğün doğu konisi ve kısmen batı konisi üzerinde Orta Tunç Çağı’na ait bulgular açığa çıkarılmıştır. Höyüğün doğu konisi üzerinde tespit edilmiş olan “Yanık Saray” ile temsil edilen, James Mellaart ve Seton Lloyd tarafından oluşturulan tabakalanmada V. Tabaka olarak tanımlanan ve bu tabakanın üstünde yangın sonrası yeniden yerleşim ile biçimlenen IV. Tabaka Orta Tunç Çağı’na ait katmanları oluşturmaktadır.

            2012 yılında, Beycesultan Höyük üzerinde gerçekleştirilen kazı çalışmalarında Geç Tunç Çağ 5. Tabakaya ait mekânlar ve bu mekânların kullandığı “sokak”, avlu gibi açık alanların altında, bahsedilen mekânlardan farklı yapıya sahip mimari öğeler açığa çıkarılmıştır. Bu öğeler tarafından kullanılan ve sınırlandırılan alanların Lloyd ve Mellaart tarafından oluşturulan tabakalanmada IV. Tabakaya denk geliyor olması muhtemeldir.

            Orta Tunç Çağ 7. Tabakaya ait bulgulara M27D plankaresinin güneydoğusunda ulaşılabilmiştir. Bu alanda yer alan -kuzeydoğu-güneybatı uzantılı duvar ve bu duvarın güney uçta doğuya doğru dönüş yapması ile oluşan kuzeybatı-güneydoğu uzantılı duvar tarafından sınırlandırılan- 1, 2 ve 3 Numaralı Mekânlar tabaka içerisinde tespit edilmiş olan en tanımlı mimari öğelerdir. Mekânları birbirleri ile ortak olarak kullandıkları kerpiç duvarların 5. Tabaka duvarlarından farklı ölçülere ait (34cmx46cm) bloklar kullanılarak oluşturulduğu anlaşılmıştır.

1 Numaralı Mekân:

            Söz konusu mekân kuzeybatı-güneydoğu uzantılı iki duvar tarafından sınırlandırılmaktadır. Bu duvarlardan güneybatıda yer alanının sadece temelleri açığa çıkarılabilmiştir. Bahsi geçen duvarın yapısı ve diğer mekânların duvarları ile olan seviye farkıbahsi geçen mekânın, 2 ve 3 Numaralı Mekânları güneybatıda sınırlayan kuzeybatı-güneydoğu uzantılı kerpiç duvarın karşısına, bir üst evrede (?) bu duvara paralel başka bir duvar eklenmesi ile oluşturulmuş olabileceğini göstermektedir. Ayrıca mekânın tabanı diğer mekânlardan oldukça yüksek bir seviyede tespit edilmiştir (835.06m) ve bu tabanın altında mekânın kuzeydoğusunda yer alan kerpiç duvarın kullanıldığı bir döneme ait olduğu anlaşılan ayrı bir taban daha tespit edilmiştir.

            Mekânı kuzeydoğuda sınırlayan kuzeybatı-güneydoğu uzantılı duvar ile (2.55mx46cm) bu duvarın karşısında yer alan ve daha yüksek seviyelerde temelleri bulunan duvarın (4.50mx50cm) eş dönemli kullanıldığını düşündüren ana etken, her iki duvar üzerinde de izleri görünen ve bu duvarlara dayanıp ötesine geçmeyen yangın izleridir.Söz konusu “yanık” tabanın üzerinde çatıdan düşmüş olabilecek birçok ahşap kalıntı bulunmaktadır. Bu tabanın mekânın batısında ve duvarlar önünde net bir şekilde tespit edilebilmiş olmasına karşın, doğuda korunmamış olduğu gözlenmiştir.

Resim 46:7. Tabakaya ait 1 Numaralı Mekânın yangın izlerine sahip tabanı

           

Mekânın güneydoğuda sınırı tespit edilememiş olmakla birlikte, M27D plankaresinin güney kesitine bitişik ve doğu kesiti önünde tabanı seramik döşeli bir “fırın” tespit edilmiştir. Bahsi geçen “fırının” 1 Numaralı Mekân tabanı üzerine inşa edildiği görülmektedir.

            1 Numaralı Mekânı güneybatıda sınırlayan kuzeydoğu-güneybatı eklentili duvarın Selçuklu-Dönemi 1c evresine ait bir çukur tarafından büyük ölçüde tahrip edildiği gözlenmiştir. Ayrıca bu duvara dik bir açı ile birleşen 1mx50cm uzunluğunda başka bir duvar mekânı batıda daraltıyor gibi gözükse de, bu duvarın kuzeydoğu yönüne doğru devamı bulunamamıştır.

2 Numaralı Mekân:

            1 Numaralı Mekânı kuzeydoğuda sınırlayan kuzeybatı-güneydoğu uzantılı duvar, kuzeydoğu-güneybatı uzantılı başka bir duvar (2.45mx46cm) ile birleşerek 1 Numaralı Mekânın kuzeydoğusuna konumlanan ayrı bir mekân oluşturmaktadır. 2 Numaralı Mekân olarak adlandırılan bu mekânın güneybatı duvarının güneydoğu yönüne olan uzantısı tespit edilememiştir. Bahsi geçen duvarın güneydoğu yönüne devamının bir çukur tarafından tahrip edilmiş olmasına karşın, çukurun kaldırılmasının ardından da alanda bu duvara ait herhangi bir ize rastlanılmamış olmasından ötürü, mekâna geçişin bu noktada olduğu düşünülmektedir.

Söz konusu mekânın -kızıl topraklı bir taban üzerine oturtulmuş taş döşemeler (834.74m) ve bu taş döşemelerin üstünün sıvanması ile oluşturulmuş- 3 katmanlı bir tabanı vardır. Taban üzerinde tespit edilen taş döşemeler mekânın “açık alan” olarak kullanılabilmiş olabileceğini göstermekle beraber, yine bu mekân içerisinde tespit edilen ahşap dikmelere ait kalıntılar, alanın ev dışı kullanım görmesine karşın üstünün kapatılabilmiş olabileceğine işaret etmektedir.

Resim 47:7. Tabaka, 2 Numaralı Mekân

 

            2 NumaralıMekânın güneybatı ve kuzeydoğu duvarlarının kesişim noktasında, duvarlar arasında yer alan ve bu duvarları 70cm uzunluğunda ve 21cm kalınlığında kavisli kerpiç bir kenarlık ile birbirine bağlayan bir bölme yer almaktadır. Bu bölme içerisinde herhangi bir buluntu tespit edilememiş olmakla beraber, tespit edilen benzer örneklerden yola çıkarak bölmenin silo amaçlı kullanılmış olabileceğini söylemek mümkündür.

3 Numaralı Mekân:

            2 Numaralı Mekânın kuzeybatı duvarının, kuzeybatısında üst tabakaya ait tabanı seramik döşeli fırının korunması için seviye inilmeden bırakılan alan tarafından sınırlanan alan içerisinde tespit edilen bulgular bu alanın ayrı bir mekân numarası almasına neden olmuştur.

            3 Numaralı ve 2 Numaralı Mekânların ortak olarak kullandığı kuzeydoğu-güneybatı uzantılı duvar, kuzeybatı yönüne doğru eğilmiş bir şekilde açığa çıkarılabilmiştir. Duvarın bu şekilde eğilmesi ve tüm mekânlarda görülen yangın izleri deprem sonrası oluşabilecek bir tahribatı akla getirmektedir.

            3 Numaralı Mekânın çalışıldığı alanın kısıtlı olmasından dolayı, mekânı açıklamak için yeterince bulgu elde edinilememiştir; ancak mekânın kuzeyde seviye inilmeden bırakılan alan ile kesişen noktasında duvardan düştüğü anlaşılan bir kerpiç blok, bir adet tüm ve bir adet tümlenebilir kap açığa çıkarılmıştır. Mekân tabanı (834.46m) kapların ele geçtiği alanın güneyinde tespit edilmiş olmakla beraber, kuzeyde çökmeden dolayı tahrip olduğu anlaşılmıştır.

Resim 48:7. Tabaka, 3 Numaralı Mekân

 

            7. Tabakaya ait buluntular genel olarak keramik, kemik, kil obje, keramik cürufu, taş boncuk, deniz hayvan kabuğu, aşık kemiği, metal bız (?), gümüş halka ve gümüş iğneden oluşmaktadır.

5- L27 C AÇMASI:

Beycesultan Höyüğü batı konisi güney yamacında, M27 Açması'nın güneyinde yer alan, 20x20m boyutlarındaki L27 Açması'nın 'C' Plankaresinde yamaçta olmasından dolayı Geç Tunç Çağ öncesi tabakalara ulaşabilmek amacıyla 10.08.2012 tarihi itibari ile kazı çalışmaları başlatılmıştır.

Resim 49

 

Bu süreç içerisinde batı kesitin kuzey kesiminin önünde Selçuklu dönemi 1b evresine ait, dar bir alanda korunmuş beyaz sıvalı taban (834,88m) tespit edilmiştir.

Resim 50

            Daha sonraki çalışmalarda, Erken Tunç Çağı'na ait olabileceği düşünülen mimari bir unsur tespit edilmiştir. Ortaya çıkarılan mimari unsur olasılıkla bir yapının taş temelleridir. Temeller güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda uzanmakta ve kuzey kesitin orta kesiminden içeri girmektedir. Temelin güneybatı yönünde devamı tahribatın daha fazla olmasından dolayı henüz açığa çıkarılamamıştır. Temel 40cm kalınlığa sahip ve tespit edilen uzunluğu 4,20m'dir. Temel üzerinde yükselen kerpiç duvar ise korunmamıştır.

            Bu alandaki çalışmalara gelecek yıl devam edilmesi planlanmaktadır. Çalışmalar sırasında alandan çakmaktaşı aletler, ağırşak, deniz hayvan kabuğu, keramik ve kemik parçaları tespit edilmiştir.

2- 2012 YILI KORUMA VE YENİLEME ÇALIŞMALARI:,

            2012 yılı çalışmalarımızdan bir diğerini koruma ve yenileme çalışmaları oluşturmaktadır. Bu çalışmalar doğrultusunda özellikle N27 açmasında 2009-2010 yıllarında tespit ettiğimiz Geç Tunç Çağ Erken Evre (5b) ye ait iki ocak ve altar yapısı yenilenmiş ve koruma altına alınmıştır.  Söz konusu mimari unsurların onarımında özgün malzeme kullanılmış ve yapının gerçek boyutlarına sadık kalınmıştır.

Resim 51: 17 numaralı mekânda bulunan ocağın onarımdan önceki (solda) ve sonraki durumu (sağda)

 

Resim 52: 3 numaralı mekânda bulunan altarın onarımdan önceki (solda) ve sonraki durumu (sağda)

 

Resim 53: 7 numaralı mekânda bulunan ocağın onarımdan önceki (solda) ve sonraki durumu (sağda)

 

Sonuç olarak 2012 yılı Beycesultan Höyük kazı çalışmaları için belirlenen hedeflere varılmıştır. Özellikle yerleşimin tabakalanmasına ilişkin yeni veriler elde edilmesi ve Geç Tunç Çağ öncesine giden tabakalara ulaşılması da son derece önemli bir gelişmedir.

 

KAZI EVİ İNŞATI ÇALIŞMALARI

Beycesultan Höyüğü Kazılarının temel gereksinimi olan kazı evi 2012 yılı içinde oluşturulmuştur. Kazı başkanlığımızın Denizli Valiliği İl Özel İdaresi ne yapmış olduğu talep olumlu cevaplanmış ve Denizli İl Özel İdaresi höyüğe yakın bir alan üzerinde prefabrik ve konteynırlardan oluşan kazı evini inşa etmiştir. Kazı evi inşası için gerekli yasal izin bölgemizin bağlı bulunduğu Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Bölge Koruma Kurulundan alınmıştır. Çivril Belediyesi prefabriklerin üzerine oturtulduğu betonları yaparak kazı evi inşaatına destek sağlamıştır.

Kazı Başkanlığımızın ihtiyaç duyduğu ve gerekli izinlerinin yine Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Bölge Koruma Kurulundan alınmış olan depo binası için henüz gerekli finansman temin edilememiştir. Halen depo olarak kullanılan konteynırın ileriki yıllarda ihtiyaçlara cevap veremeyeceğini düşündüğümüzden büyük bir depo binası inşası için gerekli finansmanı temin etme girişimlerimiz halen devam etmektedir.

Beycesultan Höyüğü Kazı Evi